K E Ş M E K E Ş

Niyazi ALBAY

1974 Stuttgart/Almanya’da gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Bağlama ile tanışması, 1980’lerde Almanya’ya gelip evlerinde kalan akrabaları sayesinde oldu.

1990 yılında geldiği Londra’da kurdukları Grup Anatolia ile başlayan müzik yolculuğu uzun yıllar devam etti. 1992’de beri kendi bestelerini yapmaya başladı. Grup üyelerinin birçoğunun emekliye ayrılmasından sonra 2019 yılında Londra’daki 20 yıllık dostlarıyla, bu dostluğun taçlandırılması olarak gördükleri ‘Keşmekeş’ grubunu kurup kendilerine ait besteleri icra etmeye başladılar. Bağlamanın yanında üniversite yıllarında merak sardığı yan flüt de çalmaktadır.

Hiçbir zaman ne kendi bestelerini ne de başkalarına ait parçaları söylemeyen Niyazi, 45 yaşına geldiğinde nihayet etrafındaki dostları sayesinde kendi bestelerini söyleyebileceğine ikna edilebildi. İş hayatındaki disiplinini bir türlü müzik hayatında uygulayamayan arkadaşımız, hiçbir konsere veya çalışmaya enstrümanı ile gelmeyi başaramayıp, grup üyelerine zor anlar yaşatmıştır.

Sevan ve Hasan Livan adında 2 oğlu olan Niyazi’nin, en güzel bestelerini yaptığı Derry İrlanda ve Londra arasındaki turna misali seyahatleri, onun için bir beddua ise de, biz bu ilham verici seyahatlerin hiç bitmemesini diliyoruz.

He was born in 1974 in Stuttgart / Germany to a guest worker family. He met baglama thanks to his relatives who came to Germany in the 1980s and stayed at their homes.

His musical journey that started with Group Anatolia which they founded in London in 1990 has continued for many years. Since 1992, he has been making his own compositions.

After the retirement of many of the members of the group, they started their own compositions with their 20-year-old friends in London in 2019, which they saw it as crowning this friendship and started performing their own compositions. He is playing baglama and the side flut to which he got interested in his university years.

Niyazi, who never sang neither his own compositions nor the songs of others, was finally convinced when he was 45 that he could finally sing his own compositions thanks to his friends. Our friend, who could not apply business life’s discipline to his music life, failed to come to any concert or study with his instrument and had a hard time for his group members.

We want Niyazi, who has two sons named Sevan and Hasan Livan, to make his compostions during his travels between Derry Ireland and London. Although it is a curse for him, we want it to never end.